EU4Journalists.eu is currently not updated. We hope to be back soon.

eu4journalists

select your language

AB'YE HIZLI BİR BAKIŞ

3. Geleceğe doğru

Makine Dairesi — Komisyon

Avrupa Komisyonu, Avrupa Birliği'nin birçok günlük işini yürütmektedir. Yeni Avrupa yasaları için teklifler hazırlamakta ve bunları Avrupa Parlamentosu'na ve Konsey'e sunmaktadır. AB kararlarının düzgün bir şekilde uygulanmasını temin eder ve AB fonlarının nasıl harcandığını denetler. Herkesin Avrupa antlaşmalarına ve yasalarına uymasını da temin eder.

27 üye devletin oluşturduğu Komisyon, işletmeler ve sanayi, ulaşım, kurumsal ilişkiler ve iletişim stratejisi, tarımsal ve kırsal kalkınma ve diğer portföylerden sorumlu 26 Komisyon üyesi ve Başkan'dan oluşmaktadır. Bunların her birine, bir kabine (özel büro) ve çoğu Brüksel'de ikamet eden bir memur departmanı (veya Genel Müdürlük) destek olur.

Başkan AB üye devletlerinin hükümetleri tarafından seçilir ve Avrupa Parlamentosu tarafından onaylanması gerekir. Başkanlık görevini halen Jose Manuel Barroso yürütmektedir. Komisyon üyeleri, yeni başkan ile istişare içinde, üye hükümetler tarafından aday gösterilir, fakat ekip olarak Parlamento tarafından onaylanması gerekir. Komisyon beş yıllık bir dönem için atanır, fakat herhangi bir zamanda Parlamento tarafından azledilebilir. Komisyon üye devletlerin hükümetlerinden bağımsız hareket eder.

Komisyon AB'ni çalışır halde tutan, yeni teklifler hazırlayan ve Birlik'in çıkarlarını (herhangi tek bir üye devletin çıkarlarına karşı) savunan bir motor ya da makine dairesi olarak görülebilir. Komisyon Başkanı, AB'nin ileriye gitmesi için çalışan ve hem kendi Komisyon üyelerine ve hem de bir bütün olarak Komisyon'a yön duygusunu veren başmühendis olarak çalışır. Başkan ayrıca Avrupa Komisyonu'nu Avrupa Konseyi toplantılarında, diğer AB kurumlarıyla yapılan görüşmelerde ve dünyanın diğer yerlerinde temsil eder.

Genişleme — Daha derin, daha geniş, daha istikrarlı bir Avrupa

Avrupa Komisyonu, genişlemenin Avrupa çapında barış ve istikrar, özgürlük ve demokrasi, refah ve dayanışma alanını genişleten, AB'nin en güçlü araçlarından biri olmaya devam etmesini sağlamak üzere çalışır. Genişleme sürecine ait amaçların ve güçlüklerin vatandaşlara çok iyi aktarılması ve AB'nin büyüme ile ilgili taahhütlerinin sağlamlaştırılması gerekmektedir. Komisyon ayrıca üye ülkelere yönelik sıkı katılım kriterlerine de uyulması gerektiğinin de altını çizmektedir.

Yeni üyeler, belirli koşulları yerine getirmeleri şartıyla “genişleme” olarak ifade edilen bir süreç ile Birlik'e kabul edilebilmektedir. AB'ne katılım bir ülkenin üyelik başvurusunda bulunmasıyla başlamaktadır. Üye devletler Komisyon ve Parlamento ile birlikte başvuru yapan ülkeyi ilke olarak potansiyel üye devlet olarak kabul ettiklerinde, bu ülke “aday ülke” olmaktadır. Aday ülke daha sonra üyelik koşullarıyla ilgili Komisyon ile detaylı müzakereler yürütmektedir.

İşin özünde, AB'ne üye olabilmek için aday ülkenin “Kopenhag kriterlerini” yerine getirmesi, diğer deyişle mevcut AB mevzuatının (Topluluk Müktesebatı olarak bilinir) tamamını yasal sistemine yerleştirmiş olması ve istikrarlı ve iyi işleyen bir demokrasi ve ekonomi olduğunu kanıtlaması gerekmektedir. Müzakereler tamamlandıktan sonra, bir katılım antlaşmasının mevcut üye devletlerin her birinde ve aday ülkenin kendisinde onaylanması gerekmektedir. Çoğu durumda yeni üyeler onay süreci kapsamında referanduma gitmeyi tercih etmiştir.

Mayıs 2004'e kadar toplam 375 milyon vatandaşı olan 15 AB üye devleti bulunmaktaydı. 2004'de çoğu orta ve doğu Avrupa'dan, on ülke daha AB'ne katılmıştır. 2007'de Bulgaristan ve Romanya'nın da katılmasıyla, AB'nin toplam nüfusu 500 milyona yaklaşmıştır. Hırvatistan üyelik müzakerelerini sürdürmekte ve önümüzdeki birkaç yıl içinde katılması beklenmektedir. Türkiye de bir aday ülkedir ve üyelik için tüm koşulları yerine getirdiği takdirde (bazılarına göre 2015'de ya da daha sonra) katılabilir. AB aday ülkelerin üyeliğe hazırlanmaları için bu ülkelere önemli ölçüde finansal yardım ve danışma sağlamaktadır. Aday ülkelerden Komisyon'un Genişleme Genel Müdürlüğü sorumludur.

Ufukta görünen değişiklikler — Lizbon Antlaşması'na odaklanma

27 ülkeye genişleyen ve potansiyel olarak daha da genişlemesi beklenen AB'nin şimdi daha kolaylaştırılmış ve etkili bir karar alma sistemine ihtiyacı bulunmaktadır. Ancak düzenlemeler eski ya da yeni, büyük ya da küçük tüm üye devletler için adil olmalıdır.

Bakanlar Konseyi karar alırken her AB ülkesinin kullanabileceği belirli sayıda oyu bulunmaktadır. Her ülkenin halkı da seçimle Avrupa Parlamentosu'na belirli bir sayıda üye göndermektedir. Geleneksel olarak, bu sayılar kabaca ülke nüfusunun göreceli olarak büyüklüğünü yansıtmaktadır.

29 Ekim 2004'de 25 üye devlet ile aday ülkeler olan Romanya, Bulgaristan ve Türkiye'nin devlet ya da hükümet liderleri ile dış işleri bakanları, Avrupa Anayasası'nı Oluşturan Antlaşmayı imzalamak üzere Roma'da bir araya gelmiştir. Ancak, antlaşmanın onay süreci, 2005'de Fransa ve Hollanda'da yapılan referandumlarda vatandaşların ret oyu kullanması üzerine sekteye uğramıştır. Bu durum daha geniş kapsamlı düşünceleri de beraberinde getirmiştir: Avrupa'nın entegrasyonunda vatandaşların, sivil toplumun, sosyal ortakların, ulusal parlamentoların ve politik partilerin tümünün sürece katılmasına izin verecek ve görüşlerinin dikkate alındığını hissettirecek bir şekilde nasıl yol alınacaktır?

Anayasanın kaderi 2007'de Almanya'nın başkanlık dönemi süresince etkin bir biçimde görüşülmüş, daha sonra ise mülahaza döneminin sona erdiği açıklanmıştır. Mart ayında, Roma Antlaşmaları'nın 50. yıl dönümünde, tüm üye devletlerin yeni bir antlaşma üzerinde anlaşmaya varma niyetinin ana hatlarını belirleyen Berlin Deklarasyonu tüm üye devletler tarafından kabul edilmiştir. Haziran 2007'de Brüksel'de yapılan Avrupa Konseyi'nde, 27 devlet ve hükümet başkanı yeni Reform Antlaşması'nın, reddedilen Anayasa'nın yerini almasına ilişkin ana hatları kabul etmiştir.

Antlaşmanın nihai metni 17-18 Ekim 2007 tarihlerinde Lizbon'da yapılan gayri resmi Avrupa Konseyi sırasında onaylanmıştır. Resmi imza töreni 13 Aralık 2007'de Lizbon'da gerçekleşmiştir. Reform Antlaşması'nın, üye devletlerde onaylandıktan sonra, Haziran 2009'daki Avrupa parlamento seçimlerine kadar yürürlüğe girmesi ümit edilmiştir.

Üye devletlerin çoğu onay konusunu ulusal parlamentolarında ele almaya başlamıştır. Ancak İrlanda, Lizbon Anlaşması'nın ulusal çapta bir referandumla onaylanmasını isteyen tek AB ülkesiydi. Haziran 2008'de yapılan referandumda İrlanda Antlaşmayı reddetmiş ve böylece AB'nin kurumsal anlaşması belirsizliğe girmiştir.

Ancak, Aralık 2008'de AB başkanlığını yürüten Fransa, bir anlaşma üzerinde müzakere yaparak, İrlanda seçmeninin endişelerini Başbakan Taoiseach tarafından belirlenen şekliyle dikkate aldı. İrlanda Komisyon Üyesi'nin muhtemelen devre dışı kalması (toplam sayıyı 15 ile sınırlandıran bir plan çerçevesinde), AB vergi gücünün genişletilmesi, Ortak Güvenlik ve Savunma Politikası'nda değişiklik (uzun dönem tarafsızlığını etkileyebilirdi) ve yaşam, eğitim ve aile haklarına yönelik tehditler (çocuk aldırma da dahil) bu kapsamda yer alıyordu. Böylece, bağlayıcı teminatlar sağlandıktan sonra, İrlanda'nın 2009 Sonbaharında ikinci bir referandum düzenlemesi sağlanmıştır. Böylece Antlaşma teorik olarak 31 Ekim 2009'daki mevcut Komisyon döneminin sonunda onaylanabilecektir.

Lizbon Antlaşması Avrupa Birliği'nin modernleşme ve reform ihtiyaçlarına odaklanmaktadır. Genişleyen Birlik'i, iklim değişikliği, güvenlik ve sürdürülebilir kalkınma gibi günümüzdeki küresel güçlüklerle başa çıkabilmek için daha demokratik ve etkin kılmak üzere tasarlanmıştır.

Lizbon Antlaşması'nın getirdiği temel kurumsal yenilikler ve önemli politika değişiklikleri şunlardır:

— AB zirvelerine hâlihazırdaki altı aylık rotasyonlar yerine, yenilenebilir iki buçuk yıllık dönemlerle başkanlık eden bir Kalıcı Konsey Başkanı.
— Konsey kararlarında çifte çoğunluk ilkesine dayanan, daha şeffaf bir oylama sistemi (teklif edilen AB mevzuatının çifte çoğunluk ilkesine göre geçebilmesi için, üye devletlerin yüzde 55'inin ve Avrupa Birliği nüfusunun yüzde 65'inin oyla desteği gereklidir). Güçlü Polonya muhalefeti nedeniyle, yeni oylama sistemi 2014 itibariyle uygulamaya geçecektir. — Mevcut AB Dış İşleri Yüksek Temsilcisi ile dış ilişkiler komisyon üyeliği yerine AB Dış İşleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi kadrosunun oluşturulması.
— Avrupa Parlamentosu üyelerinin sayısının en fazla 750'ye düşürülmesi (ülke başına en az altı, en fazla 96) ve kanun koymayla, AB bütçesiyle ve uluslararası anlaşmaların onaylanmasıyla ilgili olarak Avrupa Parlamentosu'nun yetkilerinin artırılması.
— Yetki ikamesi ilkesi doğrultusunda, güçlendirilmiş bir kontrol mekanizması olarak ulusal parlamentolara Avrupa mevzuatına karşı çıkabilme hakkını vererek ulusal parlamentoların güçlendirilmesi.
— AB için tek tüzel kişilik.
— Üyelerin AB'den çıkabilmesini mümkün kılan çıkış hükmü.
— Nitelikli çoğunluk oylamasının 40 politika alanına (özellikle iltica, göç ve cezai konularda polis ve yargı ile işbirliği) genişletilmesi.
— İklim değişikliği ve enerji dayanışması gibi yeni güçlüklere atıflar.
— Temel Haklar Şartı'nın yasal olarak bağlayıcı kılınması.

Quick-jump to other chapters in this dossier :

back to top